melintos Teknisyen


Kayıt: Dec 20, 2006 Mesajlar: 361
|
Tarih: Prş Hzr 14, 2007 7:36 am Mesaj konusu: AB uyum sürecinde |
|
|
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, AB uyum sürecinde Türkiye'de hayvancılık
sektörünün fotoğrafını çekti.
Bakanlığa göre sektörün karşı karşıya bulunduğu başlıca problemler
şöyle:
> Hayvan hastalıkları nedeniyle oluşan ekonomik kayıplar
> Hastalıklar ile mücadele için bütçede ayrılan ödeneklerin yetersizliği
> İşletmelerin çok küçük ve dağınık olması
> Yetersiz teknoloji kullanımı
> Genetik potansiyelin yetersizliği
> Kayıtdışılık
> Eksik veteriner hekim kadrosu
> Pazarlama organizasyonunun yetersizliği
> Yem fiyatlarının yüksek olması
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ''AB Uyum Sürecinde Hayvancılığımızın
Sorunları'' adında bir rapor hazırladı. Bakan Mehmet Mehdi Eker
tarafından Bakanlar Kurulu toplantısında sunulan raporda, hayvan
hastalıkları ile mücadele için bütçede ayrılan ödeneklerin
yetersizliğinden şikayet edildi.
Veteriner Sayısı Az, Genetik Potansiyel Düşük
Kamuda veteriner hekim ve yardımcı personel açığı olduğu da kaydedilen
rapora göre, norm kadroda 5.000 veteriner hekim gösterilmesine karşın,
mevcut veteriner hekim sayısının 1935'te kaldığı, bakanlığın 6.100
sağlık ve teknik personel kadrosu talep ettiği belirtildi.
Hayvancılıkta genetik potansiyelin yetersiz olduğu belirtilirken,
hayvan ıslah çalışmalarına ağırlık verilmesi, damızlıkçı işletmelerin
sayısının artırılması, suni tohumlamanın yaygınlaştırılması gerektiği
vurgulandı.
Kaçakçılık Kontrol Edilemiyor
Raporda, sektördeki kayıtdışılığa dikkat çekilirken, kaçak hayvan
hareketlerinin de etkin bir şekilde kontrol edilmediği vurgulandı.
İşletmelerin çok küçük ve dağınık olduğuna dikkat çekilen raporda,
Hayvan Kimlik Sistemi verilerine göre hayvan mevcudunun yüzde 80'i
kayıt altına alınmasına karşın, işletmelerin tamamının kayıt altında
olmadığı belirtildi. Teknoloji kullanımının yetersiz, geleneksel
işletmecilik anlayışının hakim olduğu kaydedildi.
Raporda, kaba yem ihtiyacının ancak yüzde 56'sının üretilebildiği ve
bu nedenle yem fiyatlarının yüksek seyrettiği, AB'de 560 kg olan
dekara ot veriminin Türkiye'de ortalama 80 kg olduğu, aşırı ve yanlış
otlatmadan dolayı meraların vasfının bozulduğu, kaynak yetersizliği ve
mülkiyet sorunları nedeniyle mera ıslah çalışmalarının etkin bir
biçimde yürütülemediği tespitlerine de yer verildi.
Kayıtdışı Süt Üretimi Sorun Yaratacak
Pazarlama ile ilgili sorunlara da değinilen raporda, ticari boyutlarda
hayvansal ürün arzının sağlanamadığı, pazarlama sisteminin organize
edilemediği, üretim ve tüketim arasında soğuk zincirin kurulamadığı
anlatıldı.
Fiyat istikrarının sağlanmasında da sorunlar yaşandığı anlatılan
raporda, hayvansal ürün maliyetlerinin ve kayıt dışı üretimin yüksek
olduğu belirtilirken, 10,8 milyon tonluk süt üretiminin ancak 3 milyon
tonunun kayıt altında olmasının AB ile müzakerelerde, kota konusunda
büyük sıkıntı yaşanmasına neden olacağına dikkat çekildi.
Hastalıkların Faturası
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, şap, brusella, çiçek, kuduz, koyun-keçi
vebası, tüberküloz, şarbon hastalıklarının kontrol altına
alınamadığını, bu hastalıkların canlı hayvan ve hayvansal ürün
ihracatını olumsuz etkilediğini açıkladı. Raporda, ''Hastalıkların
neden olduğu yıllık ekonomik kayıp, süt ve et üretimimizin yüzde 25'in
eş değerdir. Bu da yaklaşık 2,7 milyar YTL'dir'' denildi.
Raporda, kaynak yetersizliği nedeniyle tazminatlı hastalıklarla etkili
mücadele yapılamadığı, sadece tüberküloz ve brusellada tazminat
ödemeleri için 1.7 milyar YTL kaynak gerekmesine karşın, bütçede
hayvan hastalıkları ile mücadele amacıyla toplam 20 milyon YTL ödenek
ayrıldığına dikkat çekildi.
Sektörden Rakamlar
Rapora göre, Türkiye'de 10 milyon 69 bin büyükbaş, 31 milyon 580 bin
baş küçük hayvan bulunuyor. Toplam 10 milyon 679 bin ton süt
üretiminin ancak 3 milyon tonu sanayide işleniyor. Toplam 850.000 ton
olan et üretiminin de sadece yarısı (447.000 tonu) kayıtlı.
28 milyon ton kaba, 6 milyon ton kesif yem üretiliyor. Tarım
sektöründe 3 milyon 75.516 tarım işletmesi bulunurken, bunlardan yüzde
2,3'ünde, 72.582'sinde sadece hayvancılık yapılıyor.
Kaynak: Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın! |
Türkiye'de kişi başına hayvansal kökenli enerji üretimi Dünya ve Asya
ortalamasının altında, AB ortalamasının üçte birinden azdır ve son
yıllarda azalmaktadır. Hayvansal kökenli gıda maddeleri üretiminin
yetersizliğinde birçok faktörün rolü vardır. Bunlardan ilk akla
gelenler nüfus artış hızının yüksekliği, hayvan sayısının azalması ve
hayvan başına verimlerin yeterince artırılamaması olarak
sıralanabilir. Gerçekten de Türkiye de bu üç unsur da etkilidir. Ama
bunlardan özellikle hayvan sayısının azalması oldukça dikkat
çekicidir.
Son 20 yıllık dönemde koyun, kıl keçisi, Ankara keçisi, sığır ve manda
sayısı ile açılan ipekböceği kutusunda ciddi azalmalar olmuş, sadece
kovan sayısı artmıştır. Hayvan sayısındaki azalmanın üretimde düşmeye
yol açmaması, hayvan başına verimlerin, bunu karşılayacak oranda
artırılmasıyla mümkündür. Türkiye'de birçok ürün için bu sağlanamamış
ve ülke üretimi de düşmüştür. Yüksek seyreden nüfus artış hızı ile bu
durum bir araya geldiğinde de, süt gibi önemli bazı ürünlerde kişi
başına üretimin azalması kaçınılmaz olmuştur.
Türkiye'de kişi başına hayvansal ürünler üretiminde en hızlı artış
tavuk eti ve yumurta üretiminde sağlanmış, buna karşılık kişi başına
süt üretimi düşmüştür. Tavuğun toplam kişi başına günlük havyasal
protein tüketimine katkısı yüzde 30 civarındadır.
Kaynak: Yaratım İçerik İletişim / Kobifinans
(Bu yazı Bu yazı T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı 9.
Kalkınma Planı (2007-2013) Hayvancılık Özel İhtisas Komisyonu
Raporu'ndan derlenmiştir.)
Tarım ve Kırsal Kalkınma AB Müktesebatına Uyum
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın! |
Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı .
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın! |
AB'ye Uyum Sürecinde Hayvancılık Sektörünün Dönüşüm İhtiyacı
Bu panodaki bağlantıları yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Hemen kayıt olun veya hesabınıza giriş yapın! |
AB: uyum sürecinde türkiye hayvancılığında başlıca sorunları ve çözüm önerileri ( rapor)
Türkiye’de 24 Ocak 1980’den bu yana uygulanan yanlış politikalar sonucu hayvancılık gerilemiş ve tükenme noktasına doğru gelmiştir. Son yıllarda giderek ağırlaşan olumsuz gelişmeler öncelikle hayvansal gıda ile beslenme ihtiyacı olan halkımızın, ülkemizde hayvancılıkla uğraşan kesimler ile bu sektörde profesyonel olarak çalışan meslek mensuplarının çalışma koşullarını, istihdam alanlarını ve iş güvenliği konularını da sıkıntılı bir noktaya getirmiştir.Bu şartlarda,özellikle kırmızı et ve süt alt sektörlerinde Avrupa Birliğine uyum sağlanabilmesi ve rekabet edebilmesi mümkün görülmemektedir.
Platformumuz bu konuda yapılması gereken acil önlemleri şöyle sıralamaktadır:
1-)Ülkemizde Hayvancılık Sektörünün en başta gelen sorunları örgütsel ve yönetimseldir. Çok amaçlı kırsal kalkınma kooperatifleri yerine, AB’de olduğu gibi üretim alt sektörlerine göre ( besi, süt, tavukçuluk, arıcılık, ipek böcekçiliği vb. ) örgütler kurulmalı; üretimi, sanayii, ve pazarlaması ile entegre olabilecek ihtisas kooperatifi modeline gidilmelidir. Hayvancılığı destekleme projeleri adı altında köylülerimize yıllardır, birer ikişer baş hayvan dağıtmakla hayvancılığın kalkınamayacağı artık bilinmelidir. Hayvancılıkta hedef; orta ve büyük ölçekli işletmeler kurulması olmalıdır. Şu anda kırsal alana yönelik yapılan çalışmalar hayvancılık faaliyetinden, kırsal kalkınma ve kırsal sanayileşmeden uzak bulunmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde, hayvancılık geliştirilmeden, kırsal ekonomik kalkınmayı başarmak mümkün olmamıştır.
2-)Hayvancılık sektörü, tarımda istihdam fazlası nüfusun düşük maliyetle istihdam edilebileceği ve katma değeri yüksek olan önemli bir faaliyet alanıdır. Çünkü AB ülkelerinde Tarım ve hayvancılıkta fiili istihdam düşük görülmesine rağmen hayvancılık sektörünün toplam istihdamdaki payı doğrudan veya dolaylı olarak AB ülkelerinden Almanya’ da % 20, Hollanda’ da % 30’dur.Maalesef ülkemizde bugüne kadar popülizm içinde yürütülen yanlış tarım politikaları sonucu; hayvansal üretim hep geri plana itilmiş ve ağırlık bitkisel üretime verilmiştir.Oysa yapılması gereken öncelikli iş; tarımsal üretimde hayvancılığın halen %25-30’lar düzeyinde olan payını, AB’de olduğu gibi %50’nin üzerine çıkarmak ve bitkisel üretim ağırlıklı olan desteklemeleri hayvansal üretime yönlendirmek olmalıdır.
3-)Tüm Dünya’da hayvancılık sektörü, yönetimsel olarak veteriner hizmetleri merkezlidir. Veteriner hizmetleri her ne kadar hayvancılık faaliyetiyle ilgili görünse de zoonoz hastalıklar ve gıda güvenliği yönüyle halk sağlığını da yakından ilgilendirmektedir. Ülkemizde gelişmiş ülkelerin tersine bir uygulamaya gidilerek, veteriner hizmetleri hem hayvancılık hem de koruyucu halk sağlığı faaliyet alanlarından uzaklaştırılarak etkisiz kılınmıştır. Hayvancılık ve veteriner halk sağlığı alanlarında istenilen düzeye ulaşılması düşünülüyorsa veteriner hekimlere bu idari yapılar içinde gereken yetki ve sorumluluk verilmelidir.Nitekim yeni yayınlanan 2006 yılı AB İlerleme Raporunun Gıda Güvenliği ve Veterinerlikle ilgili kısmının sonuç bölümünde Veterinerlik, bitki sağlığı ve gıda sektörlerinde sınırlı ilerlemeler kaydedilmiştir. Ne yasaların belirlemiş olduğu çerçeve ne de idari yapılar AB müktesebatına uyulmasına izin vermemektedir. Kontrol sistemi yetersiz kalmaktadır. Veteriner Hekimlik alanındaki esas sıkıntı, özellikle hayvan hastalıklarının kontrolü ve eradikasyonu ile ilgilidir.denilmektedir. Bu nedenler den ötürü ;
a)Tarım ve Köyişleri Bakanlığında, mevcut fonksiyonel yapılanma yerine, sektörel yapılanmaya gidilmeli ve hayvancılığın yönetimi çok başlılıktan kurtarılmalıdır. Uluslararası Cenevre Antlaşmasına uygun olarak; veteriner hizmetlerinin yürütüldüğü diğer Bakanlıkları da içine alacak şekilde Hayvan Sağlığı, Hastalıklarla Mücadele, Yetiştiricilik, Islah, Gıda Güvenliği ve Veteriner Halk Sağlığı, Hayvan Hakları ve Refahı, Hayvan Besleme, Sınır Kontrolleri ve Bilgi İletişim Sistemlerini kapsayacak ve AB ile uyumlu olacak şekilde Veteriner Çerçeve Kanunu çıkarılmalıdır. AB müktesebatının yaklaşık %25’i veteriner hekimlik ile ilgili konulardan oluşmaktadır. Ülkemizde AB’de rastlanmayan, hayvan sağlığının yanı sıra insan sağlığını ve dolayısıyla ülke ekonomisini de tehdit eden önemli salgın ve zoonotik hayvan hastalıkları yok edilemediği sürece AB’ye katılım aşamasında çok ciddi sorunlarla karşılaşılacağı muhakkaktır. Bu nedenle, sorunların radikal çözümü ancak güçlü ve iyi organize olmuş, 1985 yılında yapılan reorganizasyondan önce olduğu gibi taşra teşkilatı ve Veteriner Araştırma Enstitülerini de içine alan bağımsız Veteriner İşleri Genel Müdürlüğünün kurulması ile mümkündür.
b)Hayvansal kökenli gıdalarda AB’ de olduğu gibi Çiftlikten sofraya kadar tüm aşamalarda veteriner kontrolü zorunluluğu kuralının, ülkemizde de uygulanması için gerekli önlemler alınmalıdır. AB tarafından, müktesebata uyum için 5179 sayılı Gıda Yasasında yapılması istenen değişiklikler daha fazla gecikmeden yapılarak, gıda terörü önlenmelidir. Ülkemizde bugüne kadar veteriner hizmetleri uluslararası normlara ve AB’ ye uygun yapılandırılmadığı için hayvanlardan insanlara gıda ve diğer yollarla bulaşan zoonoz hastalıklar (Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, Kuş Gribi, Şarbon, Tüberküloz, Bruselloz, Kuduz, vs.) giderek artış göstererek çok ciddi bir halk sağlığı sorunu yaşanmaktadır. Ülkemizin zoonoz hastalıklarla bir mücadele politikası ve stratejisi yoktur. Sağlık Bakanlığı bünyesinde Zoonoz Hastalıklar Komitesi olması ve bazı kararlar alınmasına rağmen uygulanmadığından her şey kağıt üzerinde kalmaktadır. İnsan sağlığının korunmasında Koruma (yani koruyucu hekimlik hizmetleri) tedaviden üstündür ilkesi göz önüne alınarak; Doktor ve Veteriner Hekimlerin multisipliner bir yaklaşım içerisinde koruyucu sağlık hizmeti verebilmesi için TSH Genel Müdürlüğüne bünyesinde, WHO-FAO-O.I.E belirttiği normlarda Veteriner Halk Sağlığı Dairesi Başkanlığı kurulmalıdır.
4-)Veteriner Hizmetleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile sınırlı olmayıp Orman ve Çevre Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini de içine almaktadır. Halk sağlığı ve gıda güvenliği açısından çok önemli görevleri olan Belediye Veteriner İşleri Müdürlüklerinin bazı belediyeler tarafından norm kadro düzenlemeleri adı altında kapatıldığı ve veteriner hekimlerin görevine son verildiği görülmektedir. Halk sağlığını tehdit eden ve yürürlükteki yasalara aykırı olan bu bilim ve hukuk dışı uygulamaya karşı İçişleri Bakanlığınca gerekli önlemlerin ivedi olarak alınması gerekmektedir.
5-)Hayvancılık faaliyeti, tarımsal faaliyetle ilişkili bir sektördür. Tarımda yaşanan çok ağır yapısal sorunlar, ister istemez hayvancılığı da önemli bir şekilde etkilemektedir. Ülkemizin henüz % 18 ’nin kadastrosu yapılmamıştır. AB’de en küçük işletme arazisi 13 hektar iken bizde 6 hektardır. Tarımda birim başına maliyet yüksek, üretim uluslararası standartların gerisindedir. Hayvancılığı ileri ülkelerde ekilebilir tarım alanlarının % 60’ı yem bitkilerine ayrılmıştır. Bizde bu oran yem bitkilerine yapılan teşviklere rağmen %6 dolayındadır. Hayvanlarımızın ihtiyacı olan kaliteli kaba yem yeteri miktarda üretilememekte olup, buna bağlı olarak hayvansal ürünlerin maliyetleri de ciddi oranda yükselmektedir.Mera Kanunu kapsamında yürütülen ıslah çalışmaları henüz istenilen seviyenin çok gerisindedir.Yayla ve meralar yeterince sahip çıkılmadığı için işgal edilerek her geçen yıl azalmakta yada erozyonun etkisi altında çoraklaşmaktadır.
6-)Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliklerine etkinlik kazandırılmalı, bağımsız, kendi politikasını üretebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır. Yönetim kurullarında Meslek Odalarının atayacağı serbest veteriner hekimlerin de olması gerekmektedir. Ülkemiz genelindeki tüm serbest veteriner hekimlerle Birliklerin yapacağı bir ortak protokolle suni tohumlama hizmeti çok daha sağlıklı şekilde verilebilir. Nitekim bazı illerde Veteriner Hekim Odaları ile Birlikler arasında yapılan protokoller sonucunda suni tohumlama hizmetlerinin daha etkin hale geldiği ve kayıt işlemlerinin hızlandığı görülmüştür.Amaç her ne kadar suni tohumlama yapmaksa da bu gibi hizmetlerin yürütülmesinde zoonoz hastalıkların kontrol ve denetimi ile ürün kaybına neden olmayacak şekilde zamanında genital hastalıkların tedavisi de yapılarak hem halk sağlığı hem de verimlilik göz ardı edilmemiş olacaktır. Damızlık Birliklerine kayıt bedeli niteliğinde bir ödeme, serbest veteriner hekimlerin destekleme primlerinden yapılabilir.
7-) Damızlık Birliklerinin asıl görevi kayıt tutmak ve hayvan ıslahını geliştirmek olmasına rağmen, kimi zaman ticari yaklaşımlarla (özellikle veteriner ilaçları konusunda) asli görevlerinin dışına çıkarak, serbest veteriner hekimliğin görev alanına girme teşebbüsleri haksız rekabete neden olmaktadır.Ülkemizde veteriner ilaçları,aşı ve biyolojik maddelerin reçetesiz ve kontrolsüz kullanımının önlenmesine yönelik olarak resmi denetimler sıklaştırılmalıdır.
8-)Devletin ulusal politikalarında hayvancılık öncelikli olarak ele alınmalıdır. Hayvancılığı ileri ülkeler seviyesine çıkarabilmek için, yıllardır tarımın bir alt grubu olarak ele alınan Hayvancılık sektör olarak ele alınmalı, ayrılan kaynağın kullanımının hayvancılık sektörü dışındaki alanlarda kullanılmasının önüne geçilmelidir. Her ne şekilde olursa olsun damızlık hayvan ithalatı adı altında dahi yapılacak hayvan ithalatı hayvancılık sektörü için çözüm değildir. Hatta ithalat sektörün mevcut sorunlarına ilave bir takım sorunları da beraberinde getireceği için sektörün çökmesine neden olacaktır. Bugün hayvancılık sektöründe yaşanan sıkıntılar geçmişte bilinçsizce tıpkı şimdi olduğu gibi ayni gerekçelerle yapılan hayvan ithalatına dayanmaktadır. O nedenle damızlık hayvan ithalatının tekrar önünün açılmasına yönelik olarak son dönemde dillendirilen bazı görüşlere katılmak mümkün değildir. Başka ülkelerden getireceğimiz damızlık hayvanların büyüdükleri bölgelerdeki bakteri faunasına alışkın olmalarından dolayı nakil esnasında ve sonrasında çevre ve beslenme şartlarına adapte olamayarak, çeşitli hastalıklara yakalanma olasılığı çok yüksektir.Bundan dolayı, hastalıklarla mücadele için kullanılacak ilaç ve biyolojik madde, geçmişte olduğu gibi yetiştiriciye ciddi bir maliyet artışına bağlı ekonomik yük getirecektir.Bunlara ilave olarak, ithal hayvanların beraberlerinde getirecekleri ve ülkemizde henüz görülmeyen (Örn:Deli Dana) hastalıkları ülkemize taşımaları ve mevcut sağlıklı hayvanlarımıza bulaştırmaları riski vardır.Nitekim geçmişte IBR hastalığı ülkemize böyle bulaşmıştır.Bunun yerine damızlık düve yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi ve hastalıklara dirençli olan yerli ırklarımızın suni tohumlama ve embriyo transferi gibi modern yöntemlerden yüksek düzeyde faydalanarak ıslahının desteklenmesine önem verilmelidir. Özellikle embriyo transferi yapılmasında kullanılan embriyoların oldukça pahalı olması nedeniyle kesinlikle sübvanse edilmesi gerekmektedir.
9-)Uzun süredir, Tarım Bakanlığı bünyesinde, Veteriner Hizmetlerinin Özelleştirilmesi adı altında veteriner hekimlik mesleğinin tamamen ticarileştirilmesine yol açacak çalışmalar yapılmaktadır. Son zamanlarda Bakanlığın bazı birimlerinin özellikle damızlık birliklerinde ilaç satılması ve suni tohumlama ve tedavi amaçlı veteriner hekim istihdam edip maaşla çalıştırılmasına zemin hazırlayacak şekilde tavır almaları düşündürücü ve üzücüdür. Ayrıca son dönemde veteriner hekim olmayanların veteriner kliniği açabilmesiyle ilgili yasa teklifleri verilmesi kamu hizmeti olan hayvan sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesine yönelik faaliyetler bilimsellikle bağdaşmayan, mesleğimizin
yozlaşması ve ülke geleceği açısından tehlikeli ve hatalı bir girişimdir. Veteriner hekimlik mesleği; öncelikle hekimlik felsefesi ön planda tutulacak şekilde serbest icra edilmeli ve etik kurallara uygun olması esas alınmalıdır. Veteriner hizmetleri
ancak serbest veteriner hekimler kanalıyla meslek odalarımızın denetiminde özel ve tüzel kuruluşlara sözleşmeli olarak götürülmelidir. Veteriner hizmetleri alanında ilaç kullanımının ticarileştirilmesi ve rantabl olarak değerlendirilmemesinin kamu sağlığına verdiği zarar; son dönemde çıkan hayvan
hastalıkları, zoonoz hastalıklar ve hayvansal ürünlerdeki ilaç ve hormon kalıntı tespitleri ile endişe verici boyuta taşınmıştır.
Platformumuz bu konularda son derece duyarlıdır.
Çünkü insan ve hayvan sağlığı tehlikededir.
Ülke ekonomisi dönüşü olmayacak zararlarla karşı karşıyadır.
Et, süt ve diğer hayvansal gıdaların tüketiminin amacı; toplum sağlığına hizmet ve sağlıklı nesiller yetiştirmek iken bu ürünlerin tüketiminin toplum sağlığına zararlı hale gelmesi kaçınılmaz olmaktadır.
Platformumuz; ülkemizde Tarım Bakanlığında Veteriner Hekimlik Hizmetlerine yeteri düzeyde önem verilmediği ve sürdürülebilir bir devlet politikası oluşturulmadığı düşüncesi ile görüşlerini paylaşma gereği duymuştur ve bu konuların takipçisi olacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. _________________ Allah cc gülleri yakanızı bırakmasın |
|