02.Tem.2008

KARNİYOL ANA

Almanya'dan gelen karniyol analardan bir taneside bana düştü.
Uzaktan bakınca biraz tuzluya mal olmuş vede gereksiz bir işlem gibi gözükebilir.
Eğer anayı öldürtmezsem fiyatı uygun.Geçen sene ben karniyol alacam diye; değil F1'lerine, F16'larına çok daha fazla para ödemiştim.O kadar da boşa giden emek,çaba,üzüntü. Kazıklanmanın verdiği sinir.
Niye illaki karniyol diye tutturduğuma gelince:
Ben sakin arıyı seviyorum.Arıcılığa başladığım ilk günden beri araştırdım.Bana ve buralara uyacak tek arı cinsi budur.Sakin arı istiyorum kısmı yanlış anlaşılmasın.Maskesiz çalışmak gibi artistik bir düşüncemde hiç bir zaman olmadı.Kovanların yakınına sokulmadan saldıran arılardan bıktım.Eldivenin üstünden sokup bileklerimi şişirenlerden,bıkmadan usanmadan saldıranlardan yıldım.Geçen senelerde bir kaç tane kovanı sinirle,içindeki arılarla yaktım.
Sonuçta bu işi zevk için yapıyorum.Mozaşistte değilim.Veririm parasını alırım iyisini.
Alman ananın akibetine gelince.Valla net olarak bilmiyorum.Kafesiyle,yanındaki işçileri çıkarmadan koydum kovana.Dört-beş gün sonra arılara hemen su verip dönerken öylesine kaldırdım kapağını kovanın,baktım içine.Kafesin kek kısmındaki keki yemişler.Ana da çıkmıştı.
Son gördüğüm vede bildiğim bu.Bu günlerde fırsat olursa ilgileneceğim.
Alman geldiğinden beri bir aylıkken ta Balıkesir'e gidip aldığımız yavru ingiliz setter hastalandı.
Hergün Urla'ya veterinere götürdük.Filmler çekildi,kan tahlilleri yapıldı.Hergün sabah dokuzda veterinerde serum takıldı,bitene dek akşam dörde-beşe kadar bekledik.
Urla'dan gelincede tüm aile sabaha kadar nöbetleşe başında bekledik.
Nereye götürdüysek veterinerlerin hepsi ölür kurtulmaz dediler ama biz yaşattık ve iyileştirdik.
Bu arada hem ömrümüzü hemde 700 YTLmizi yedi.
Olsun Eşim Tarçın'ı çok seviyor.Bende eşimi.Tabiki Tarçını da seviyorum.
Parasını verir,bir alman ana daha alabilirim.
Parasını verip bir Tarçın daha bulamam!

12.Haz.2008

TESCİLLİ OLDUK


Artık sabit arıcılık işletmemiz resmi olarak tescillendi.

Bir aydan fazladır Ziraat odasının açık olduğu zamanı yakalamaya çalışıyordum.

Bugün sabahtan itibaren karşı kahvede pusuya yatıp açılmasını kolladım.

Açıldığı an hemen içeri daldım da iki yıldır oda aidatını ödemediğim için hoşgeldin ver bakalım aidatı dediler.

Ben sadece bu seneyi vermedim zannediyordum.Meğer zaman çabuk geçiyormuş.

Neyse aidatlarımı verdim,belgemi aldım.

Tarım İlçe'ye başvurumu yaptım.Hep beraber gidip kovanları sayıp tescil edip onayladılar.

Artık tescilli arıcı oldum.Ölürsem gözüm açık gitmez.

04.Haz.2008

İNANILMAZ BİR ŞEY !

Dün aldığım ihbar üstüne,sabah erkenden çatıdaki oğulu almaya gittim.
Çok büyük ,bir kaç senedir oradan olduğu söylenen oğulu kapacağım için çok sevinçliydim.
Anam o nedir!
Çatıya çıktığımda böyle korkunç bir şeyle karşılaştım.
Uzay yaratığı gibi bir şey.
Sarıca arı yuvası.
Ne gördüm ne duydum.Masallardaki canavarlara benziyor.
Ortalama olarak yetmişe yetmiş yuvarlak bir top.
İçinde binlerce canavar vızıldıyor.
Dört tüp detanı ara ara sıkıp,hepsinin mevta olduğuna inandıktan sonra
sanki kağıttan yapılmış bu yuvayı bıçakla kesip indirdim.
Ölçülerdeki devasalıya bakın.Benim bir karışım tam yirmidört santim gelir.
Eldivenlerle daha da fazladır.Eh hesabı siz yapın.
İşçi arı gözleri
Sol taraftakinler işçi ,sağ taraftakinler erkek gözü gibi geldi.
Bal arılarının düzeniliyle bakınca.
Bu daha büyük gözler ayrıca yapılmış.Daha az ve bölüm bölüm.
Küçük gözler bir bütün ve çok büyük.
Neyse bana geçmiş olsun.
Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan yani candan olabilirdim.
Fakat şuna da inanıyorum ki bende dahil kimse böyle alamet sarıca yuvası görmemiştir.

27.May.2008

SULUK

Havalar ısınınca arılarda suya hücum ettiler.Geçen senelerde Suluğu kargılardan yaptığım siperliğin arka tarafına koyuyordum.Güneş alıp yosun tutmasın hemde ıhlamur dikmiştim sulansın diyordum damla sulama gibi.

Her iki düşüncede işe yaramadı.Bidon yine yosun tuttu.Ihlamur da bir türlü adam olmadı.

Bu sene suluğu öne aldım .Ektiğim Akasya ağacını sulasın bari.Suluk arkada olduğu zaman eşek arısı kovalamak için bir arkaya bir öne koşmaktan mahvoluyordum.

Suluk yanımda olduğu için sarıca ve eşek arısı geldiğinde anında öldürebiliyorum.

Tahtadan akan suyu direk toprağa göndermiyor,önce yalak niyetine kullandığım yerde biriktirip,oradan toprağa damlayıp Akasyayı sulamış oluyorum.
Neden uydurma bir yalak yaptım ve o uydurma yalağın arkasında ki tuğla ne işe yarıyor?

Keklikler su içiyor.Tuğla olmadığı zaman tahtanın üstüne çıkıyorlar su içebilmek için,tahta devriliyor.Dolayısıyla su da boşa akıyordu.Artık rahatça su içebiliyorlar.

Meğer bu kadar sıcak yerde vede bu kötü toprakta Ihlamur olmazmış.

Tam akasyalık yermiş de geç öğrendim.Seneye bu akasya iyice büyürse hem çiçekleri işe yarıyacak hem gölge yapacak inşallah!

Bu da akasyanın on metre kadar sağ tarafında ki daha önceden ektiğim Kayısı. İyi gelişmeye başladı.Bir kaç sene sonra kocaman olacak gibi.Bunun da çiçeğini ve gölgesini umutla Bekliyorum.Üzerinde az da olsa çok güzel kayısılar vardı.Tam olgunlaştı bir baktım yemişler.Muhtemelen sincaplar yedi, aynısı geçen sene de olmuştu.

26.May.2008

İSTEK ÜZERİNE


Ali Türk’ün isteği üzerine ve de faydalı olacağına inandığım yorumunu birinci sayfadan yayına koyuyorum.(bana faydası oldu)
Ali Türk bu yorumu yazana kadar son süzdüğüm ballar, çatıda makinanın içinde dinleniyordu.

Emin abi birde balı dinlendirseydin makinada.Pınarhisar gezimizde anlattılar,biraz üzücü olmuş.Bir arıcı karısıyla balları süzmüşler,bayağıda varmış.İş bittikten sonrada makinayı balla doldurup dinlendireceklermiş.Sağımdan sonra dinlenen bal daha iyi kıvamda oluyor.Balı doldurduktan sonra misafirliğe gitmişler.Balda öyle bir dinlenmiş ki sorma,makinanın altı çıkmış,bal odaya bir yayılıp dinlenmişki sorma::(((
Buna tüm arıcılar dikkat etsin kap yok diye bal kazanında bal dinlendirmeyin.Bunu yazacaktım bir türlü yazamadım buraya not düşersek,okuyanlar okumayanlara iletir
::)))Birde emin abi arıcılıkta bu günün işi yarına kalırsa ayvayı yersin diyecem olmayacak,böyle az bal alırsın diyeyim::)))
Demesende ayvayı yedim zaten.

24.May.2008

HORTUMCULAR

İşte benim güzelim ballarımı hortumlayanlar.
Bu kovan var ya ;son altı çıtası ful baldı.Baştaki ballı çıtaları ve bal kemerlerini saymıyorum.
O balları yiyip genç anneye yer açmışlar.Anada gençliğin verdiği şımarıklıkla yavru basmış.
İşte son halleri kovandan taşıyorlar.
Kapalı yavruların bazılarını diğer kovanlara dağıttım.Ham petekleride verip çıtaları yirmiye tamamladım.Boş oturmasınlar baride işe yarasınlar.Bir dahada o kadar balı buldurursam yememezlik etmesinler.
Not:Benim kovanlar kendi imalatım.Yatay yirmi standart çerçeve alıyor.Kat atmakla ve üst kata çıkmalarıyla uğraşmıyorum.Arı geliştikçe çerçeve ekliyorum.Kontrol etmeside basit oluyor.
İlave indir-kaldır işide yok.Tembel yada yaşlı işi diyelim.Kapakta menteşeli,kapı açar gibi açıp kapatıyorum.
İlk resimde görünen telli havalandırma deliği kışında öyle duruyor.Yani o deliği hiç kapatmıyorum.
Sabit ve yaşlı arıcı olarak imal ettim.Arı çok hızlı gelişiyor.
Aslında Uğur Kıran'a da uygun.Fakat Uğur genç ve çalışkan.İlave indirip kaldırdıkça kas yapıyorum diyor.Bu saatten sonra vücutçu olcak sanki!

21.May.2008

YAŞASIN !

Sezonun ilk sağımını yapmaya uzun süredir niyetleniyordum.
Tabi niyet tek başına yetmiyor.
Petekler az sırlı,biraz daha sırlasınlar.Bugün işim var yarın yaparım derken...
Günlerden birgün niyeti bozdum gittim kovanların başına.
Yirmi çıta ful arı kaplı,altı çıtasıda tıka basa bal dolu bildiğim kovanın başına.
Son çıtayı çekerken elime hafif geldi.Çektim ki ne göreyim ful yavru,öteki ful yavru sonraki yine öyle.Aman Allahım kovan sadece yavru, ballar uçmuş.
Oturup ağlasam yeridir.
Neyse diğer kovanlarda aynı haltı yemişlerde bu kovanın ki kadar facia boyutların da değiller.
Tüm kovanlardan onsekiz çıta bal toplayabildim.
Geldim eve,çıkardım çatıya.Başladım çevirmeye.
Herşeyimiz dandik olduğundan tencereye bal süzmeye kalktım.
Ne olursa olsun görüntüsü de tadı gibi güzel.
Böyle dört tencere doldurudum.
O büyük hayal kırıklığından sonra bu dört tencere bana dört teneke gibi geldi.
Kekikler açmak üzere bakalım bu sefer balları yedirecekmiyim.